You are hereForum / Sınavlar / Dersler / İktisat Bölümü / 2008 - 2009 / 1. Dönem / Finaller / İktisadi Kalkınma (Final)
İktisadi Kalkınma (Final)
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
Arkadaşlar Kalkınma derslerine vizeden sonra giremedim hoca finalle ilgili olarak herhangi bir makale verdi mi ya da kitabı dışında bir kaynak gösterdi mi? Vize için okududumuz müslüm baba marx'ın kapitalini ögretiyor makalesinden tekrar sorumlu muyuz?
asıl soru!
bugün öğleye kadar okuldaydım asılmamıştı
merhaba arkadaşlar makro mikro u.a.i kalkınma para politikası vs. notları bırakıldı mı fotokopilere varsa bugun gidecem de:)
finalde gene aynı kitaptan mı sorumluyuz dersiniz arkadaşlar ilk sınav olarak o varmış her ne kadar daha vize notumu öğrenemesemde...:)
finale nereden sorumluuyuz söyleyebilirmisiniz etraflıca
.
.
tüm kitaptan sorumluyuz artı hocanın derste işledikleri..
ben kitapta sadece 3. bölüm diye duydum 4. bölümü de işledi mi hoca??
Modernizm, Kapitalizm ve Azgelişmişlik
kitabı bu mudur hocanın?
evet
tamamı mı? 3. bölüm mü?
hiç kimse sınawla ilgili bilgiye sahip değil mi?
arkadaşlar bi sorun nedeniyle tekrar sınava girmem gerek ama vize notlarını bulamıorum acaba rica etsem biri buraya koyabilir mi notları?
arkadaşlar bi sorun nedeniyle tekrar sınava girmem gerek ama vize notlarını bulamıorum acaba rica etsem biri buraya koyabilir mi notları?
arkadaşlar bi sorun nedeniyle tekrar sınava girmem gerek ama vize notlarını bulamıorum acaba rica etsem biri buraya koyabilir mi notları?
fotokopi ler vize notlarını da elleirnde tutuyor fotokopiden edinebilirsin notları..bende olmadığı için böyle bir tavsiyede bulunabildim..
arkadaslar sınavdan kıtaptan sayfa 238 e kadar sorumluyuz..ayrıca hocanın derste anlattıgı hersey sınava dahıl..bunun yanı sıra hocanın bu konularla ılgılı nett bazı makalelerı varmıs ve bunları okumamız bızım ıcın fayda saglayabılır...marmara copy de arkadasımın bır notu var bugun bıraktı(01,06,2010)aldım ben ve baktım,not guzel alınıp okunmalı bence ama son ders eksık onuda persembe bırakıcak sanırm...
hoca son derste ucuslar ıstemedıgını kendı ıcınde hangı gorusten olursa olsun tutarlı dusuncelerı ıceren sınav kagıtları ıstedı :)
yuksek alanlar sermesın dedı :)
ühs den bu kadar:)
eyvallah ÜHS
hocanın kitabının fotokopisinin devamı kırtasiyeye geldimi acaba bilen avr mı vizede sadece 125 e kadar olan bölüm vardı
okulda bir söylenti duydum hocayı eleştirecekmişiz onla ilgili bir kritik yazıp sınavda verilecekmiş diye bu işin aslı astarı hakkında bir fikri bilgisi olan varmıdır arkadaşlar
hoca onumuzdekı senelerde dersı daha ıyı ıslemek ve kendını gelıstırmek adına bole bıse ıstedı ama son derste kımse getırmedıgı ıcın sınavda bunu sart kostu..evde hazırlanıcak bole bı elestırı olumlu veya olumsuz küfür hariç dedi:)
sınav kagıdı ıle bırlıkte oda verılıcek..isim yazma mecburıyetı yok kımsenın ama o kagıdı verme zorunlulugu varrr
uhs :)
M.Ç.Y devreye girer Ümit seni kıskandım :)
Arkadaşlar hocamız örnek olay soracağını söyledi.1.sınıftan hatırlarsınız ki örnek olay vize kadar kolay olmayacak.Analiz yeteneğimizde ölçülecek.Ayrıca hocamız ilişkileri iyi kurmamız gerektiğine değindi.Gerekirse kağıdın bir kısmını ayırın ilişkileri yazı oklarla gösterin doğru olsun ona bile puan verebilirim dedi.Ayrı bazı arkadaşlarımız kavramları kullanırken hataya düşmüş onlara değindi.Örneğin yazının bir kısmında azgelişmiş ülke bir kısmında geç kapitalistleşmiş ülke bir kısmında da çevre ülke kavramları kullanılmış bu 3 kavram aslında değişik disiplinlerin kavramları bu tür ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor.
son olarak benim tavsiyelerim- çok bildiğimden değil yanlış anlamayın-
vize de dahil olduğundan olayı incelerken tarihsel süreci gözardı etmeyin.
Sosyalizasyon süreci sanai ve endüstri toplumları arasındaki geçişler bunlar önemli
- final kitabında eleştiriler var onların çıkmasını pek olası görmüyorum- çünkü örnek olay soracak hocamız- o yüzden DEP I ve DEP II arasındaki ileri ve geri etki analizlerini iyi bilmek gerekiyor.Bu benim beklediğim soru.
-Slogan atmayın ve kimsenin sözünü kimseye alet etmeyin:) ne demiş Marx ''siz öldürmeyi iyi bilirsiniz'' gibi :):)
şimdilik bu kadar yine görüşeceğiz :)
1.bir malın degerini o malın uretımındekı emek degeri belırlerken 1850 sonrası neoklasık dusunceye gore bır malın degerını artık kullanım degerı olcer gorusu ortaya atılmaya baslandı.tarihsel bır surecın urunu olan malın degerının olculmesınde bır degısıklık yasanmıstır.süreç tuketım meta ılıskısıne donusturulmustur.ve bu donusum surecı ıcınde bazı tanımlamalar yuklenmıstır oznelere.tuketıcı,hem kar max pesınde kosan uretıcı olarak,hemde fayda max saglamaya calısan tuketıcı olarak tanımlanmıstır.secenekler ıcınde en dogru kararı vermektır ongorulen.denge,etkınlıgın tam saglandıgı,performansın en ust sevıyede oldugu ve kaynakların tam olarak etkın kullanıldıgı bır surec olarak adlandırılmıstır.kapıtalızmın ıdeolojısı olan lıberal polıtıkalar savunulmus,mudahalesız bır pıyasa kavramından bahsedılmıstır.
2.az gelısmıslık soruununu tarıhsel bır surecın urunu olarak ele alan kalkınma yazını ıse;devletın elı olmadan kalkınma surecının ,her kosede bır zengın yaratma surecının gerceklestırılemeyecegını savuunmustur.kalkınma yazını devletın planlama surecınden sonra bır ulkenın kalkınması ıcın gereklı olan,para pıyasası,meta pıyasası,emek pıyasası ve son olarak DKPsı olgularını mudahale ıle gerceklestırmesını ıstemıstır.bu mudahaleler sonuc agü nın kalkınarak ılerleyecegını uygarlasacagını ve modernlesecegını soyler.
3.1940-1970 arasında kalkınma yazını ıktısadı karları yuksek,faiz oranlarını dusuk ve ucretlerı malıyetı ve talebı kotulestırmeyecek sevıyede tutarak işlevinş gerceklestırmeye calısır.bu surecte agü lerde pp,ep,mp olusturuluyor.az gelısmıslerde dept 2 ıc pazara satılıyor ve dept 1 ıthall edılıyor.bu asamada dk tahınlemesı yapılıyor.dept 2 uretımı o kadar artıyorkı ıc pazar doyuyor ve satılamayan urunler sorun olusturuyor.tl cınsınde ve dovız cınsınden sermaye ıhtıyacı doguyor.bu sermaye ıhıtyacı bankaları arttırıyor.devletten borclanılıyor bunun yanı sıra borsa kullanılıyor.bu bır asırı uretım krızı yaratıyor ve bu krızın asılması ıcın dıs pazar sorununun cozulmesı,icerde tuketım ve bolusum sorunun giderilmesi ve sermaye,dıs sermaye ve uluslararası para semre olarak borclanmanın gerceklestırılmesı ıstenıyor (TÜRKİYE)
Arkadaslar son derste hocanın anlattıklarından bıseler yazmaya calıstım,yanlıslarımın oldugunu dusunuyorum lutfen gerekli yerlere mudahele ederek halledelım bunları...
3. yle ilgili Sonuna Türkiye yazmışsın.anlayamadım dep 2 malları ihraç edilmiyor mu dep 1 malları da ithal edildiği için sorunlar başlamıyormu iç pazarın doyması kısmını anlayamadım cahillik yaptıysam özr pek bilgim yok çünkü
hocanin konuyla alakali olan internetteki makalelerine nereden ulasabiliriz
googleda fuat ercan kalkınma yazarak:)
onu ben de akıl ettim de :) finale çalışmak için nereleri okumam gerekir onu sordum . yoksa çok şükür daha google ı kullanmayacak kadar aklımızı yitirmedik :)
ben sana son derste hocanın soledıgını soledım dırek ..aynen bole dedı
fuat ercan kalkınma yazarsanız karsınıza cıkar:)
ama sana dahada yardımcı olmak ıstedım:)
eklıyorum hemen bıseler :)
Erken kapitalistleşen ülkelerde (EKÜ) para-sermayenin aşırı birikiminin yol açtığı krizin geç kapitalistleşen ülkelere (GKÜ) farklı yansıma biçimleri:
Üretken sermayenin dünya ölçeğinde yayılması arttıkça ve EKÜ’lerde sıkışan para-sermaye ucuz fonlar biçiminde çevre ülkelere transfer edildikçe GKÜ’lerdeki birikim, giderek artan oranlarda borç alınan sermayeye bağımlı hale gelmektedir. Bu fonları alabilmek için benzer koşullarda olan GKÜ’ler arasındaki rekabet artar ve yabancı fonlar için faiz oranı-döviz kuru arbitrajı yapmak cazip hale gelir. Zira bu süreçte GKÜ’ler –özellikle de Türkiye- bir yandan yüksek reel faiz verirken, diğer yandan da yabancı paraların TL karşısında değer kaybetmesini önleyecek politikalara yönelmemiştir. Bu durum, örneğin, Türkiye’de ihracatı pahalı hale getirirken, ithalatın ucuzlamasına yol açmıştır. Türkiye bu yarışta iddialı olan, öne çıkan ülkelerin başında gelmektedir. Bu nedenle de geçtiğimiz yıllarda Türkiye bir yandan reel faizin en yüksek olduğu ülkeler listesinin başındaki yerini korumuş; bir yandan da Hükümet, ülke içinde TL’yi yabancı paralar karşısında güçlü tutuğu yönündeki eleştirilerin hedefi haline gelmiş, bu gelişmeden sorumlu tutulmuştur. Diğer yandan, yabancı fonların yoğun olarak giriş yaptığı ülkelerde -daha çok borç alınan sermayeye dayalı- sermaye birikimi hız kazanır. Her ne kadar söz konusu fonlar ülkeye (GKÜ’lere) finansal araçlar üzerinden giriş yapıyor olsa da, sonuçta bu fonlar -bankacılık & kredi sistemi üzerinden- hızla üretken yatırımlara dönüştürülür. Diğer yandan gerek Türkiye’de gerekse diğer pek çok GKÜ’de mevcut sermaye birikim düzeyinin geri olması GKÜ sermayeleri açısından bir başka bağımlılığı daha ortaya çıkarır: İthal girdi bağımlılığı. Bu bağlamda, kriz öncesine kadar Hükümete, “TL’nin yabancı paralar karşısında neden değerli tutulduğu; TCMB’nin neden döviz alımı ile piyasalara müdahalede bulunmadığına” dair eleştirilerde Türkiye’deki sermaye birikiminin en yapısal gereksiniminin göz ardı edildiği dikkat çekmektedir. Kriz öncesindeki son birkaç yıl boyunca döviz fiyatlarını arttırıcı yönde müdahale etmeyerek, Hükümet, aslında ülkedeki sermaye birikiminin elinden tutmaya çalışmış, ucuzlayan ithalat sayesinde ithal girdiye bağlı üretim güçlenme olanağı yakalamıştır. Bu güçlenmenin en kuvvetli yansıması ise, aksi yöndeki bütün dinamiklere rağmen ihracatın ithalatı karşılama oranındaki iyileşmede görülmüştür ki bu, aynı zamanda, Türkiye’de emek üretkenliğinin ne denli arttığını, sermaye birikiminde görece artı değer üretimi aşamasına geçildiğini de ortaya koymaktadır. Gerçekten de 2000 yılında %51 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, izlenen ithalat yanlısı politikalara rağmen 2007 yılına gelindiğinde %63’e yükselmiştir (TÜİK, 2008).
Krizle birlikte döviz fiyatlarının hızla artması, ithalat-ihracat dengesini ithal girdiye dayalı üretim yapan sermaye fraksiyonları aleyhine, ihracat sektörünün lehine değiştirmiştir. Döviz fiyatlarındaki artışın temel nedeni ise, EKÜ’lerde bankacılık sisteminin verilen kredilerin geri dönmemesi gibi bir riskle karşılaşması ve Türkiye gibi ülkelere transfer edilecek kredilerde bundan sonra daha katı politikaların izleneceğinin güçlü sinyallerinin alınmış olmasıdır. Kaldı ki, Türkiye’ye son 4–5 yıldır açık tutulan kredi muslukları, aynı zamanda, Türkiye Bankacılık sistemi ile özel sektörünün yurt dışı bankalara ne kadar yoğun biçimde borçlandığının göstergesidir. EKÜ bankacılık sisteminin telaşı, verdiği kredileri geri alamama ve ABD’dekinin benzeri banka iflaslarıyla karşılaşma korkusundan kaynaklanmakta, kredi koşulları da bu yüzden ağırlaştırılmaktadır. Öte yandan, EKÜ bankacılık sistemi şu anda ikili bir krizle karşı karşıyadır: 1) finansal alana plase edemediği para-sermayenin hızla değersizleşmeye devam etmesi ve 2) Türkiye vb. GKÜ’ler, ya da şimdiye kadarki “kredi müşterileri”ne fon transferi koşullarının eskisi kadar kolay olmayacağının anlaşılmış olması. Bu ikili krizin birincisi, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın Mortgage kredilerinde krize girileceğine dair ilk sinyallerin alındığı Şubat 2008’de verdiği beyanatta bir kez daha doğrulanmaktadır:
Yabancı sermaye “niye çıkayım Türkiye’den? Türkiye’de istikrar var” diyor Çıkmıyor dikkat ederseniz. Borsadan çıkıyor mevduatta kalıyor ufak-tefek çıkışlar da bizi etkilemiyor. Paniğe gerek yok, korkuya kapılacak bir durumumuz yok. Şu anda halen yabancı sermaye geliyor. Özelleştirme yapmasam bile 2008 için 10 milyar dolar yabancı sermayeyi garantilemiş durumdayız. (Milliyet, 20 Şubat 2008)
Öte yandan, Türkiye’ye dair bütün kriz analizlerinde ortaklaşan “krizin reel sektörü, asıl, birkaç ay sonra vuracağı” yönündeki tespit çok önemli bir başka gerçeklikle örtüşmektedir. Türkiye’de son 4–5 yıl boyunca dinamizm kazanan sanayi sektörleri, esas olarak, dünya ölçeğindeki tedarik zincirlerinin Türkiye’deki geri halkalarından oluşmaktadır. Kriz, EKÜ’lerde ortaya çıktığı için, bu tedarik zincirlerinin ilk halkalarını oluşturan çok uluslu şirketlerin krize tepkisinin üretimi daraltmak, küçülmek şeklinde olduğu gözlenmektedir. Bu daralma, Türkiye’deki tedarik halkalarına önümüzdeki aylarda daha güçlü bir biçimde yansıyacaktır. Dolayısıyla, üretimini zaten borç sermaye ile sürdüren sanayi kesimi, bir yandan bu borçları, üretim ölçeğinin küçüldüğü bir ortamda geri ödemek zorunda kalacak, diğer yandan da yükselen ithal girdi maliyetlerini karşılamak zorunda kalacak, büyük bölümü bununla başa çıkamayacaktır.
SONUÇ
Dünya ölçeğinde mevcut sermayeler, kriz sürecinde büyük ölçüde değer yitirmiştir ve değersizleşme süreci hala devam etmektedir. Kapitalist sistemde finansal alan “sanal” olmadığı gibi sermaye birikimine özgü yapısal mantığın ayrılmaz bir bileşenidir. Öyle ki, eğer finansal alan iddia edildiği gibi gerçekten “sanal” olsaydı, aşırı para sermaye birikimi yüzünden sermayenin değersizleşmesi gibi bir krizle karşı karşıya kalan sistem, bu “sanal” alana sığınarak krizini önleyebilirdi. Finansal alan o kadar “sanal” değildir ki, Amerikan sermayesi, bollaşan para sermayesinin değersizleşmesini önlemek için geçici, göçmen işçilere mortgage kredisi vermek yerine riski daha az olan menkul kıymetler yaratmayı başarabilirdi. Amerikan sermayesini bunları yapmaktan alıkoyan şey ise, finans piyasalarındaki arz, meta-varlıkların bir kısmı ile sınırlıyken bu alana yönelen talebin (para sermaye) meta üretiminin kendisi, yani sınırsız (aşırı üretim) olmasıdır. Bu bağlamda, kapitalizmin bugün içinden geçmekte olduğu kriz gerçekten son derece derin, bir o kadar da çıkışsız görünmektedir. Sistemin bu krizi aşıp aşamaması, büyük ölçüde, karşıtının, yani emeğin örgütlü, kolektif bir mücadele yürütme konusundaki kararlılığına bağlı bir görünüm vermektedir. Özellikle tekil sermayelerin günümüzde ulaşmış oldukları üst düzey uluslar arası eklemlenme tarzları göz önüne alındığında, krizin etki ve sonuçlarının erken ve geç kapitalistleşmiş ülkelerde farklı görünümler arz etmesinin krizden çıkışın sınırları üzerinde pek etkili olmayacağı tespitini yapmak mümkündür.
Türkiye sermayesinin son dönemde sıkça dile getirdiği “tek çözüm esnekliktir” biçimindeki talep, sermayenin iki farklı gerçekliği ile örtüşmektedir. Bunlardan birincisi, her gün işten çıkarılan yığınların önümüzdeki dönemde çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilecek tepkileridir. Bu süreçte esnek çalışmanın önerilmesi, bu yığınların tepkisini, en alt düzeyde, düzensiz de olsa bir gelirle bastırmaya dönüktür. Hedeflenen, “mutlak açlık” yerine, “yarı tokluktur”. İkincisi ise, üretimin dünya ölçeğinde durma noktasına geldiği bu süreçte emeği tam zamanlı istihdam etmenin, sermayenin kendi rasyonalitesi açısından -imkânsızlığı değilse bile- “akıl dışılığı” ile ilintilidir.
Geç ve Erken kapitalistleşmiş ülkeler ayırımı, kapitalist gelişmenin dinamik bir süreç olması ve bu nedenle “gelişmiş” ve “az gelişmiş” vb. kavramsallaştırmaların bu gerçekliği yansıtmıyor olması dolayısıyla yapılmıştır. Gerçekten de ne “gelişmiş” kabul edilen ekonomiler; ne de “az gelişmiş” olarak kategorize edilenler belli bir tarihsellikte sabittir. Bu iki grup ülkeyi kapitalistleşme düzeyleri açısından farklılaştıran tek şey “zaman”a dairdir. Bu nedenle, bu çalışmada her ikisi de kapitalistleşmiş olan bu iki grup ülke “geç” ve “erken” sıfatlarıyla tanımlanacaktır
devreye ulusal sermaye sahıplerı giriyo. yurt ıcınde dept 2 uretıp yurt ıcıne satıyolar ve pazar doydugu ve urunlerını dısarıya satmak ıstıyolar,rekabet edıcek sermayelerı olmadıgından tl ve dovız cınsınden sermaye ısteklerı olusuyo..
hanı fuat hocada demıstı ya derste kalkınma ıktısadı basarılı mı dıe?
ben bole oldugunu dusunuyorum..zaten 1 2 3 dıe yazdıgım son dersın ozetı seklınde bıse..gec oldu bıraz kusura bakma sesto..
arkadaslar bıraz kafanızda olusan fıkırlerden bahsedersenız herkes faydalanabılır.ozellıkle zaman mekan baglantısı onemlı ve bunun hakkında farklı dusunceler bıze daha bı yol gosterıcı olur kanımca...
büyük adammışsın vesselam :)
Arkadaşlar bunlardan biri kesin çıkar bakın bunlara
Neo-liberal kalkınma stratejilerinin temel kriterleri( çünkü bu politikalar T.C'de uygulanıyor)
-Doğru fiyat politikası
-etkinlik ve verimlik bu açıdan tartışarak çalışın
De Janvry'nin Sektörel ve sosyal eklemlenme kavramı
prebich'in Merkez ve çevre analizi
-Dış ticaret öngörüleri
Vizede üretim-bölüşüm-sermaye birikimi
mülkiyet kavramı
ortadoks kalkınma yazını
bunları Türkiye gerçekliğiyle analiz etmeniz istenebilir.çıkarsa hayır dualarınız beklerim :))
cıkmadan Allah razı olsun :)
Ülke içinde üretken sermaye birikiminin başlangıcında varolan ittifak ve çatışmalar, ve
sermayenin emek üzerinde devlet üzerinden halkçı biçimler alan kontrol yeteneği, birikimin
ilerleyen aşamalarında aşınmaya başlar. Aşınmanın her ülke için kendine özgü koşulları olsa
bile birikim açısından temel çelişki, üretimin dayanıksız tüketim mallarından dayanıklı ve
ara mallara geçişidir. De Janvry’in ısrarla işaret ettiği gibi, bu geçiş ya ithal ikamesine dayalı
stratejinin sektörler arası eklemlenmeyi hızlandırarak arttırdığı bir politikaya, ya da ülke
içinde gelir dağılımı politikalarının bastırıldığı ve toplumsal bütünleşmenin parçalandığı
dışa yönelik bir modele yönelmeyi gerektirir (De Janvry, 1990, 198). Aslında bu iki alternatif
84 Fuat Ercan
gibi görünen/gösterilen seçenekler iç burjuvazi açısından birikime bağlı olarak sıra ile gerçekleştirilen
uygulamaları işaret eder. Literatürde ithal ikamesine dayalı birikim stratejisinin
kolay ve zor aşamaları olarak tanımlanan bu süreçler, bağımlı toplumsal formasyonlarda iç
burjuvazi oluşumunun temel sorunu olan ara ve sanayi malı için gerekli sermaye olarak döviz
ihtiyacının karşılanması ile ilişkilidir. Birikim için dövize duyulan ihtiyacın arttığı dönemler
aslında ülke içinde sermaye üzerinde denetim kuran büyük ölçekli ve görece homojen bir
burjuvazinin oluşumu anlamına gelir. Bu gelişim sermaye ile emek ve sermaye içi çatışmaların
yoğunluk kazanmasına neden olur. Latin Amerika kıtası için bu değişim aynı zamanda
siyaset bilimcilerin referans vermeyi sevdikleri “popülist devlet”in de artık işlemediği bir aşamayı
ifade eder.9 Genelleme daha teorik bir dil üzerinden ifade edilecek olursa, sermaye birikimi
oluşumunun erken aşamalarında içsel bütünlüğü görece dengeli olan ve siyasal düzeyde
“kalkınmacı devlet” ya da iktisat disiplini için “ulusal kalkınmacılık” olarak tanımlanan,
ortak ulusal iyiye dayalı aşamadan, sermaye birikiminin temel mantığının daha bir egemen
olduğu ve buna bağlı olarak sınıf karakterinin daha bir belirginleştiği bir aşamaya geçilir.
Temel amaç ülke içindeki sermaye birikimini bir sonraki aşamaya taşımak iken, değişim
ilk etapta ihracata yönelik sanayileşme ve zamanla küreselleşme sürecine katılma ya da
küreselleşmenin gereklerini yerine getirme olarak tanımlanacaktır. İstikrar ve uyum olarak
başlayan süreç daha sonra yapısal uyum olarak ifade edilecek ve uyum için emek, meta ve
para üzerinde tepeden tırnağa yeni kontrol mekanizmalarının geliştirilecektir. Sermayenin
toplam döngüsünün uluslararasılaşması olarak tanımlayabileceğimiz bu aşamada, artı-değer
yaratımı yoğunlaşarak artmış ve daha da önemlisi artı-değer yaratma koşulları doğrudan
dünya ölçeğinde işleyen piyasanın zorunluluklarına bağlı hale gelmiştir.
İmalat ve emek üretkenliğinin artmasına
bağlı olarak işsizliğin artması ve aynı zamanda ihracatın büyümesi, ekonominin özellikle
sermaye için başarılı olduğu anlamına gelmesinin yanı sıra, üretim sürecinin ve dolayısıyla
emek sürecinin içsel mimarisinin yeniden yapılanmasına neden olmuştur. Siyasal iktidarlar
açısından ilk kuşak yapısal reformlar olarak adlandırılan politikalar “piyasanın orman
yasalarını” harekete geçirip, işçi sınıfının dahası tüm sermaye dışı kitlelerin örgütlülüğünü
bir dizi yasa ile engellerken, mikro düzeyde yani dar anlamda işbölümünde üretim sürecini
ve emek sürecini hızla dönüştürmüşlerdir. Dönüşümün temel belirleyeni olan ticari liberalizasyonun
sağlanmasından sonra uluslararası ticarete (özellikle de hiyararşik olarak devam
eden imalat sektöründeki meta akışına) dikey eklemlenme (integration into vertical fl ows of
trade) ve bu hiyerarşiye eklemlenme için ülke içinde imalat çeşitliliği sağlayarak yatay olarak
eklemlenme (integration into horizontal trade flows) gerçekleşmiş, bu da toplumsal alanda bir
çok önemli değişime yol açmıştır. Bu gelişmelerin nedeni her ne koşulla ve her ne maliyette
olursa olsun, döviz biçiminde sermaye birikimini artırmaktır. Üretim süreci içinde artı-değer
yaratmak için her geçen gün sermaye yoğun yatırımlara yönelen sermaye, teknolojinin sağladığı
olanakları kullanarak üretimde doğrudan değer yaratmayan kısımları üretim sürecinden
çıkarırken (ölçek ekonomilerinden zaman ekonomilerine geçiş), bu çekirdek ve sermaye yoğun
üretim alanları dışında ya yine aynı üretimin ihtiyacını karşılayan ya da tamamen geniş kitlelerin
gelir düzeyine göre üretim-hizmet sunan muazzam bir enformel sektörün oluşmasına neden olmuştur.
Bu gelişme sermaye birikimi açısından bir yandan emeğin verimliliğini az sayıda sermaye
yoğun üretim alanında görece artı-değerin artmasına neden olurken, diğer yandan uzun çalışma
saatleri ile mutlak artı-değer koşullarını sağlamıştır. İşçi sınıfının farklılaşmasına neden olan bu
süreç, özellikle düşük ücretli yada düzenli geliri olmayan kesimlerin ihtiyacını karşılayacak ürünleri
temin eden bir üretimin de varlığına neden olacaktır. Ücret mallarının fi yatını düşüren bu
yeni gelişme ise, düşük ücretli ve sosyal güvencesi olmayan çok sayıda işin varlığına yol açmıştır.
Robinson’un genel teorik çerçevesinde sorunlu yanlar olmasına karşın, yerel sermaye gruplarının
dünya ölçeğinde işleyen süreçten yararlanmak için, karşılaştırmalı üstünlüğe sahip oldukları
emekle dış ticarete katıldıkları vurgusuna katılmamak olası değildir. Birikim dinamiğini ucuz
emekte gören iç burjuvazi, devletin bu alanda etkinliğini arttırması talebini yoğunlaştırmıştır (Robinson,
1998). Arka arkaya çıkan “iş yasaları” bunun önemli bir belirtisidir. Fakat diğer yandan
ucuz emek avantajını kullanmanın yoğunlaşarak artmasının arkasındaki yapısal temel neden, iç
burjuvazinin ayakta kalması ve daha da önemlisi üretimi bir üst aşamaya taşımasıdır.
fuat hoca derslerde yüksek ileri-düşük geri bağlantılardan bahsetti mi_?ben hatırlamıyorum girdiğim deslerde bahsetmemişti hiç..
anlattı çünkü..
yapma ya...ozaman bilen birileri bahsederse iyi olur..sınavda kullanabiliriz belki.
geri baglantı:uretım surecıne baslamadan once gırdı alınması ıc kaynaklardan
ileri baglantı:uretın sonucunda dıger sektorler gırdı saglayabılecek sekılde uretım
yuksek geri dusuk ılerıye ornek:tv
sektörel ve sosyal eklemlenme ve eklemlenememeyi biri anlatabilit mi acaba?
arkadaşlar sınavda hocanın üzerinde durduğu konularla ilgili internette kendi yazdığı ve okunması gerekir diye düşündüğünüz makale var mı?
1. öğretimler soruları söylese keşkeeeee
Büt snaw tarzi aynimi olur,bilgsi olan warmi??
harbi yaa bu dersin but u nasıl olacaKK???
1.öğretim soruları ve bütünlemeyle ilgili bilgi verebilcek war mı?
1 geç kapitalistleşen toplumda katma değeri yuksek urunlere gecme istegi neler olabilir
2 Hirschman'ın dengesiz kalkınma modeli icinde katma degeri yuksek urunlere gecmenin ileri geri baglantılar uzerindeki etkileri ne olabilir TR gercegi uzerinden dusuncelerinizi acıkla
3 a) Katma degeri yuksek alanlara gecis issizlik ve emek piyasası uzerindeki olası etkileri ne olabilir
b) ortak yapın ama daha buyuk bir pastaya sahip olun ifadesini sermaye birikim mekanizması acısından ne anlama geldigini acıkla
Arkadaşlar kalınma bütünleme için bi bilgisi olan varmi? birşey söyledimi Fuat Hoca? konuşabilen oldumu? tüm ktapmi? özellikle agırlık verebileceimiz bi konu varmi?yoksa okul uzadımı? :)
ORTODOKS KALKINMA YAZINI
Dengeli kakınma: 1950li yıllarda az gelişmiş şirketlerin kalkınabilmesi için kaynakların eş zamanlı olaraktüm sektörlere hem arz hem talep arttıracak şekilde arttırılmasıdır.
Dünya cok hizli bir dönüşüme giriyor.
Hirschman
bu ülkelerde sadece sermaye Ya da kaynaklar yetersiz değil bunların bilgisine de sahip olmak gerekir diyor.
Makro ve mikro diye anlattıkları şeyler AGÜ lerde uygulanması mümkün değildir.
Sermaye az ise bunu aynı anda bütün şirketlere yayamazsınız. Az olan bu sermaye ile özel bir alan seçmelisiniz diyor. Bu alan öyle bir alan olmalıki seçilen alan dengeli bir şekilde birbirini eş zmanlı tetiklemenin daha tersi dengesiz bir dinamizim yaratmamalı.
Leontief modeli: bir firmanın cıktısının diger firmalara girdisine bakılıyor. Bunun sebebi ise az olan sermayeyi öyle bi alana yatıralım ki o alan diğer sektörlere imkan sağlasın.
Hirschman sisteme bakarak diyorki elimizdeki sermaya cok az ise biz o sermayeyi öyle bir sektörde kullanmalıyız ki o sektörün hem geri bağlantıları hemde ileri bağlantı sağlaması gerekir.
geri bağlantı: üretim sürecinin başlayabilmesi için dışardan girdi almaya denir.
ileri bağlantı: üretimden sonra piyasaya sunduğu ürün diğer sektörler tarafından kullanılması.
Kapitalist bir ekonomiye geçişin (kapitelist ekonomi ileri ve geri bağlantıların iç içe olduğu bir ekonomi.) ileri ve geri bağlantıları başka ne ile sağlayabiliriz? Ürretim araçlarının üretimi ile tüketim araçlarının üretimi GKÜ lerde birbirini destekliyor.
Girdilerin büyük coğunluğu dışardan alınıyorsa (geri bağlantılar ithal ediliyorsa) bu üretimi arttırıcak ihracatıda arttıracak fakat ithalat ve işsizlikte beraberinde artıcaktır.
DAHİLİ İŞLEM REJİMİ
ülke içinde üretimin desteklenmesi için bazı üretim alanlarında ithal girdilerin sağlanmasıdır.
Üretimi 4 şekilde ayırabiliriz
1)yüksek ileri / düşük geri (ara birincil mal)un
2)yüksek ileri / yüksek geri (ara imalat mal)otomobil parcası
3)yüksek geri / güşük ileri (nihai imalat mal)tv
4)düşük geri / düşük ileri (nihai birincil mal)bakır tel
BAĞIMLILIK OKULU
ortodoks okulu içsel dinemiklere müdahale edilerek kapitalist ülkeler gibi gelişme gösterebilinir görüşündeydi.
Bağımlılık okulu klasik iktisatın teorileriyle marksist düşüncelerden besleniyordu. Az gelişmişlikle gilişmişlik bir paranın iki yüzü gibidir diyolar. Onlar ne kadar cok gelişirse biz o kadar az gelişiriz diyo. Ortodoks kalkınma yazını ifadesindeli gibi içsel dinamikler değil dışsal dinamikler önemlidir. Bunu anlarken dünya kapitalist sistemi ile uluslar arası dış ticaret ilişkilerini anlamak gerekli.
Merkez cevre ilişkisi araında değerlendiriyo(gelişmiş kapitalist ülke ile bir çok az gelişmiş ülke arasındaki ilişkiye bakıyo.)
Pirebisch
bu ilişkiyi en iyi anlatan kişidir. İktisat teorisimde gerek karşılaştırmalı üstünlükler teorisi gerekse mutlak üstünlük teorilerisine bakacak olursak tarım ağırlıklı ekonomi ile sanayi ağırlıklı ekonomi arasında eşitsiz dış ticaretin olduğunu söylüyor.
1970'lerden sonra erken kapitelisleşen ülkelerde gerekse geç kapitelisleşen ülkelerde yeniden mono iktisada geçiliyor. Yani piyasaların etkin olduğu, aktörlerin rasyonel olduğu ,piyasaların kendi kendini temizleyecepi ve dünya piyasasının tüm üretim faktörlerinin etkin kullanılmasına yarayacağını söyleyen bir çerçeve gelişiyor.
Fakat 70 lerin sonuna doğru serbest piyasa güçlü devlet mantığı iyice belirgiinleşiyor.
Bu dönemde mono iktisata geçmesinin sebebi emek – sermaye hareketliliği artıyor. Bu şekilde yoğun bir departman 1 üretimi yoğun bir gelişme var. üreticilerin durumları iyileşiyor. Buda departman 2 yi geliştirerek departman 1 in gelişmesini daha cok hızlandırıyor. Bu sistem geç kapiteleisleşen ülkelerde para, meta, üretim, para sisteminin altın yılları olarak anılıyor. Aynı zamanda 67 de post keynezyen iktisatçı Minsley diyorki
1)emek verimliliği hızla düşüyor
2)üretken sermayenin aktarım hızı düşüyor
3)pazar sorunları ortaya cıkıyor(üretilen malların satılma sorunu cook fazla departman 1 malı var.)
4)finansman eğilimi
5)üretken sermaye düşüyor(faiz oranları yükseliyor. Üretime gidicek sermaye faize gidiyor.)
erken kapitalistleşmiş ülkeler kriz zamanında üretken sermayenin verimliliği düştüğünde finansal alanda sermayeyi değerlendirme cabasına girer bu da finansal canlanmalara neden olur.
Daha fazla yatırım yapabilmek için daha fazla borçlanma yoluna gidiliyor.
Lefter eğrisi sermaye sahiplerinden daha az vergi alınmalıdır diyor.
Neo liberaller: her ekonomideki aktörler dünya piyasasına adapte olabildiği ölçüde fayda sağlayabilcektir.
Yani ülkeler arasındaki sınırlar kaldırılmalı diyor.
80 den sonra duyulan döviz ihtiyacını karşılamak için ihracata yönelik üretim yapıyıyo. Dayanıklı tüketim mallarına geçiliyor.
DOS SANTOS
Az gelişmiş ülke ile gelişmiş ülke arasındaki ilişkiyi acıklıyor.
Lokomatif GÜ gelişmesi ve bu AGÜ gelişmesine neden oluyor birbirine bağımlılıar.
P. REBİSH
Ddış ticaret teorileriyle ilgileniyor.
Merkez ve çevre ülkeden bahsediyor.
Endüstiriyel üretim yapan ülke gelişirken tarımsal üretim yapan ülke gelişemiyor.
Eşitsiz dış ticaret etkisi var.
ihtiyaçlarının gelirin üstünde olmasından işçilerin gelir isteği var.
HİRSCHMAN
AGÜ ekonomilerinde sermaye ve kaynakların kullanımı için yetersiz bilgi var.
makro – mikro ekonomik modelleri AGÜ lere uygulayamazsın.
Az olan sermayeyi bütün sektörlere değil sektörün çıktısı diğer sektörlerin girdisi olan alanda sermayeyi değerlendirillmelidir diyo(leontief analizi)
LEVİS
Sınırsız emek gücü ve kırdan kente göc destekleniyor.
FRANK
AGÜ X GÜ Az gelişmişliği kapitalizime bağlıyor
2 toplum tezinde az gelişmiş ülke fakir olduğu için fakir kalacak
metrapol – uydu : metrapolü uydunun artığını kullanarak gelişiyor.
NORKS
Kısır döngü analizi
kalkınmış ekonomiler: büyük pazar büyük sermayeye sahipler
gelişmemiş ekonomiler: küçük pazar az sermayeye sahipler.
düşük yatırım ---> düşük verimlilik --->yoksulluk-->az gelir ----> düşük tasarruf--->düşük yatırım
Dışa kapalı ekonomi ise sınırlı pazar sınırlı sermaye düşük ücret...
arkadaşlar eksik kalan bişi varsa onlarıda siz tamamlayın benden bu kadar...
bütünlemelerde de sistem aynı mı makale uzerinden yorumlama mı istenecek
gecen senelerde butunlemeye giren veya bilen var mı
kimse bişi söylemiorki 1 öğretim sorularını bile bilmioruz
arkadaşlar sorular çokta önemli deil.üretici sermayenin metayı emekle(emek piyasası oluşuyor) birleştirip üretici kapitalist olduğunu.üretim yapabilmek için paraya ihtiyacını oldunu ihtiyac olunan parayı(para piyasası olusuyor) borclanarak olusturdunu dışardan borçlanıyorsa dış bor(buradada döviz piyasası olusur) parayı kullananların para kapitalist oldunu. elde edilen yeni metayı yani kapitalizmin TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE kullanım değerinden kullanım değeri yaratım elde edilen metayı ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE ulaştıran kişininde ticari kapatilist oldunu yazın...ayrıca bunu yazmadan kağıdın boş bi alanına para--meta--üretimsüreci m'---para gariğini çizin ve para mal emek piyasalarını gösterin.....bu kapitalizmde üretim süreci..ayrıca buraya adam smith ulusların zenginliğinin sahip olunan nitelikli emek miktarına bağlı oldunu ekleyin... ayrıca sınav kağıdana kapitalizmi tanımlayarak ve kapitalizmde kalkınmanın temel ıkı yapı taşı olan;aslında meta olmayan ve meta gibi alınıp satılan emek gücünün ortaya çıktını ve 2. olarakta üretim araclarının üretimi ve bunun mülkiyetinin öenemibni yazın..burayada j.lockenin insanlığı var eden şeyin mülkiyet oldunu mülkiyetin ise insan emeğinin yarattıkları oldunu söyleyin.... SERMAYE BİRİKİMİYLE İLGİLİ OLARAKTA ..SERMAYE BİRİKTİRME ZORUNLULUĞU,SERMAYENİN YOĞUNLAŞMASI,SERMAYENIN MERKEZİLEŞMESİ,SERMAYENİN GENİŞLEMESİ(a) üretken sermeyanenin uluslarasılaşması b) ticari sermayenin uluslarasılaşması c) para sermeyenin uluslarasılaşması) nı ayrıntılı bir şekılde acıklayın.. üretken sermaye ye 1950 lerde niteliksiz iş gücüne ihtiyac varken şimdi neden nitelikli iş gücüne ihtiyaç oldunu acıklayın( dep 2 yerine dep 1 (makine) ihtiyac artıkca nitelikli iş gücüne ihtiyac var) bu örneği verin.. sermayenin merkezileşmesine 2001 krizinde koç'un italyan bi bankayla evlilik gercekleştirerek sermaye bulundurma oranını asarak krizden etkilenmemesini bu sayede krizden etkilenen cukurova grubunun bankalarına el koymasını örnek verin..... bunlar vize öncesi özet..vize sonrasındada yapısalcı okula iyi çalısan f.baran gelişmiş ülkeleri misafir olarak görüp az gelişmişleri ev sahibi olarak nitelendirip misafirleğe gelip bütün artı değerlerini alıp götürdüklerini falan yazın çok rahat gecersiniz....hirshmanın anlizini ve eklemlenmelerede çalışın..kolay gelsin...
sorular ne olursa olsun bu söylediklerimi yazarsanız 60 dan yukarı alacanızı umuyorum..verdim örnekler hocanın derste vermiş olduğu kendi örnekleridir aklınızda bulunsun...
murder çok teşekkürler yardımcı oldugun için parça parça olan seyleri bütünleştirdim bir nevi
hocadan bütünleme konusunda bilgi alan var mı?aynı şekilde 3 soru mu olacak acaba?
1. ogretimden bi ses cıkar mı acaba
yiiiii.......geçmiş olsun
ne zaman açıklar acaba Fuat hoca bütünlemeleri...
ne zaman açıklar acaba Fuat hoca bütünlemeleri...
KALKINMA SINAVI AÇIKLANDI MI ACABA?