You are hereForum / İktisat Kulübü / Genel Duyurular / devlet ekonomi

devlet ekonomi


5 replies [Son gönderi]
taksim
User offline. Last seen 2 years 27 hafta ago. Offline
Joined: 10/04/2009

M

odern Devlet” adının verildiği bu eserde Peorson, modern devletlerin tanımını ve devletin moderniteye yerleştirilmesini yapmış, devlet kavramı etrafında farklı zaman ve mekanlara uygulanabilecek genellemeler yapılamayacağının altını çizmiş ve modern devlete doğru tek bir modelin olmadığına dikkat çekmiştir. Devlet ile toplumlar, ekonomi, yurttaşlar ve uluslar arası düzen arasındaki ilişkiler analiz edilerek son tahlilde geleceğin devletleri ve devletlerin geleceğini irdelenmiştir. BÖLÜMLER BAZINDA DEĞERLENDİRME Devletin tanımlanması konusunda belirgin bir fikir birliğinin olmadığı konusunda oluşan birinci bölümde yazar, kendince devleti tanımlama gayreti içerisine girmiştir. “Devletin gerçekte neye benzediği” sorusu esas kabul edilmiş bu bağlamda modern devletin benimsediği örgütsel araçlarda ve devletin işlevlerinde merkezlenen açıklamalara yer verilmiştir. Özellikle Weber merkezli yapılan modern devlet tanımlamalar dahi belirgin ve net bir devlet tanımı yapmaktan uzak olduğu görülmüştür. Weber tarafından yapılan devlet tanımında devlet; sürekli işlemler yapan yaptırımcı bir siyasal örgüt, bu yaptırımları yerine getirmeye araç olan idari personel ve fiziki güç ve şiddetin meşru kullanımının tekel altına alındığı bir düzen olarak tanımlanmıştır.Pierson Weberin tanımından yola çıkarak devleti, şiddet araçlarının denetimi, toprak, egemenlik, anayasallık, kişisel olmayan iktidar, kamu bürokrasisi, yetki, yurttaşlık ve vergilendirme yetkisi olmak üzere dokuz ayrı kategoride devletin mekanizmalarını ele alarak açıklamaya çalışmıştır. Devlet analizinde karakteristik olarak a- devlet ne olmalıdır ve ne yapmalıdır? Sorusu ile b- devlet gerçekte neye benzer? Sorularının sorulduğunun altı çizilmiş ve bu sorularının cevabının verilmesi süreci uygulamasında iki yaklaşımının birbirinden ayrılmayacağı vurgulanmıştır. Devlet analizinin yapılması çerçevesinde Weber’ e dayandırılmış devlet tanımına atıf yapılarak devletin erekleri açısından tanımlanamayacağı belirtilmiştir. Modern devlet tanımında Weber’ in “ sürekli işlemler yapan yaptırımcı bir siyasal örgüt, idari personeli, fizik güç ve şiddetin meşru kullanımı tekeli haklarını başarıyla elinde tuttukça modern devlet olarak anılacaktır” vurgusuna işaret edilerek modern devletin devlet tanımları arasındaki farkın altı çizilmiştir. Weber’ in modern devletin 8 öğesine Pierson “ vergilendirme” yi de eklemiştir. İkinci bölümde ise devletin niteliklerinin belirlenmesinde tarihsel süreç çerçevesinde gelişiminin izlenmesinin önemine dikkat çekmiş ve sanayileşme, nüfusun büyüklüğü ve dağılımında dönüşüm, ticarileşme, kapitalizmin yükselişi, sosyal iş bölümünün büyümesi ve bu konuda uzmanlaşma, bilimsel düşünce tarzlarının sanayileşme ve sosyal hayata uygulanmasında artış, iletişim tarzlarının dönüşümü, kent ve kırsal alanlar arasındaki ilişkinin değişmesi ve demokratikleşmenin moderniteye geçişin en önemli özellikleri olduğunu savunmuştur. Yazar bu özellikleri anlatırken bütün devletlerin modern olmadığı gerçeği ile modern devletin tüm özelliklerinin aynı olmadığının altını çizmiştir. Devletin aldığı yeni biçim ile modernite arasındaki bağın başarılı bir şekilde kurulduğu bu bölümde mutlakıyetçi devletin kurumsal özellikleri olan “sürekli ordu”, “ merkezi bürokrasi”, “vergilendirme rejimi”, “ resmi diplomatik hizmet” ve “ devlet politikaları” nın modern devlette ele alınışa ilişkin bağ dikkati çekmektedir. Geleneksel devlet biçimlerinin yoksun olduğu egemenlik, tekel yetkisi, milliyetçilik, anayasallık gibi kavramlaştırmalarının modern devletin özellikleri olmasının yanı sıra devletin diğer devletler arasında devlet olma öz bilincinin de modern devletin özelliklerinden biri olduğunun altı çizilmiştir. Yazarın eserinin en başarılı olduğu bölüm olduğu görülen bu bölüm özellikle devletlerin tarihsel gelişim sürecinin berrak bir anlatımı açısından dikkat çekmektedir. Modern devletin oluşumunda, uluslar arası düzenin, askeriyenin ve kaynak sağlama aygıtının etkisi tekrar tekrar vurgulanmıştır. Yazar üçüncü bölümde devlet ile toplum arasındaki ilişkiyi vurgulamış, devletlerin gelişmesinde devlet merkezli ve toplum merkezli yaklaşımlar arasında ki kararsızlığını devletlerin etkileştiği söylenen toplumları tanıyarak gidermeye çalışmış, devlet ile toplumların birbiriyle sıkı sıkı ilişkide olduğunu belirtmiştir. Otto Hinze’ nin “ devlet ve toplum arasındaki ilişki, bilimin en muğlak ve en ihtilaflı konularından biridir” görüşünden önce asıl muğlaklığın “toplumu” neyin oluşturduğuna ilişkin kavranışlarda olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden, bu bölüm ilk önce “toplum” kavramının tanımlanmasındaki güçlüklere değinmiş, toplum yapımı devletler (Marksizm) ile devlet yapımı toplumlardan ( neo-liberalizm, seçkincilik, kurumsal devletçilik) bahsederek bunların özelliklerine yer vermiştir. Devlet ile toplumu tanımlamakta kullanılan kriterlerin türleri arasında çakışma olduğundan bahisle bu kriterlerin paylaşılır görünmesi nedeniyle kriterler arasındaki ilişkinin açık veya basit olmamasının normal olduğuna işaret edilmiştir. Bölümde dikkati çeken bir diğer husus “sivil toplum” ‘ un neyi ifade ettiğine ilişkindir. Kaldı ki sivil toplum kavramına yöneltilen tanımlama gayretkeşliğinin çeşitliliği bunun en büyük ispatıdır. Bölümde dikkati çeken bir diğer husus, liberal modern devlet analizinde devleti yönetenlerin özellikle seçim dönemlerinde yürüttükleri yönetim politikasının ekonominin istikrarını bozduğu ve dolayısıyla devlet borçlanmasını arttırdığı yönündeki tespitlerdeki haklılıktır. Bu haklılık günümüz de devleti yöneten siyasaların seçim dönemlerinde yürüttükleri popülist politikalarının ekonomi üzerindeki etkileri göz önüne alındığında ortaya çıkmaktadır. Devletler ile piyasalar arasındaki ilişkilerin anlatıldığı 4 üncü bölümde, her dönemde devletin piyasaları belirlemede en öndeki rolü kaptığını vurgulamış ve devlet ile ekonominin ayrımlaştırılamayacağını belirtmiş, Devletin gündelik olarak yaptığı tüm faaliyetlerin ekonomi ile olan ilişkisine dikkat çekilmiş, Modern Devleti “ vergi devleti” olarak nitelendirmiştir. Bölümde, Devletin ekonomiye doğrudan doğruya müdahale etmesi ve devletin ekonomiye etkide bulunmak için kullandığı politika araçları olmak üzere iki ayrı başlık altında analiz yapılmıştır. Devletin mal sahibi olması, işveren olması, mal sahibi ve üretici olması, yeniden bölüştürücü olması bağlamlarında bu analizlerini başlıklandırmıştır. Eserin bu bölümü, ekonomiyi devletin mi yoksa devletin ekonomiyi mi biçimlendirdiği sorusunun cevaplarının analizlerinin yapılması açısından önemli görülmüştür. Mal sahibi-üretici olarak devlet bölümünde özelleştirme uygulamalarına yönelik olarak örnek ülke olarak verilen Büyük Britanya’ da bile devletin üretici olarak rolü önemli biçimde azalmışken özellikle sosyal yardım hizmetlerinde devletin önemli derecede üretici olmaya devam ettiği yönündeki belirtim önemli görülmüştür. Nitekim, yeni sağın devletin sosyal hizmet yönünü aksattığı, sosyal hizmet üretmede devletin etkisini azalttığı yönündeki eleştiriler* dikkate alındığında ortaya çıkan çelişkili durum nedeniyle bu önem daha çok öne çıkmaktadır. Modern devlette hizmet sunumlarının yeni biçimlerinin kamusal veya özel mi olduğu yönünde belisizliğin hüküm sürdüğü vurgulanmıştır. Devletin daha demokratik hale getirilmesi ve herkese eşit muamelenin yapılıp yapılmayacağının sorulup cevabının arandığı 5 inci bölümde devletin mensuplarıyla olan ilişkileri ele alınmıştır. Modern yurttaşlığın karakteristik özelliklerine değinilmiş, yurttaşlık kavramının üyelik, statü, haklar dizisi, görevler dizisi, eşitlik, aktif katılım çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Bölümde modern devlet, yurttaş ve piyasa ilişkisi üzerinde durulması gereken bir alan olduğu belirtilmiştir. Bu ilişki, “haklar dizisi” ve “ görevler dizisi” bağlamında tartışılırken sosyal hakların bu ilişkideki yeri sorgulanmıştır. Bu yönde, yeni sağın sosyal hakların yurttaşı devlete bağımlı ve edilgen kıldığına yönelik eleştirileri bulunmakta ve piyasa mekanizması içerisinde sosyal hakların kurgulanması gerektiğine yönelik çözüm önerisi bulunmaktadır. Yurttaş ile piyasa arasındaki ilişki sözleşmeye dayalı bir ilişkidir. Ancak, yurttaş ile devlet arasındaki ilişki devlet tarafından statü verilmesi ile gerçekleşmiş ilişkidir. Cumhuriyetçi aktif yurttaşlık ile modern batı düşüncesinin yerleşik varsayımları ile olan çatışmalarına 3 temel alanda yer verilmiştir. İlki cumhuriyetçi yurttaş yanlılarının yurttaşın özel hayattan önce kamu hayatına önem verdiğini oysa modern kuramların bireylerin özel istek ve ihtiyaçlarına öncelik verme eğiliminde olduğunu, ikinci olarak cumhuriyetçi yurttaş yanlıları için yurttaş olmanın pek çok ağır görevi yurttaşa yüklediği, son olarak da siyasi eğitimin amacının olgunlaştığında kendi kaderini seçebilen bağımsız bir kişi yaratmak olmadığı, daha ziyade bireylerin kendi özgül siyasi topluluklarının geleneklerine uygun eğitilmeleri gerektiğidir. 6 ncı bölümde, uluslar arası alanda değişen devletin rolü tartışılmıştır. Son bölümde ise ulus devletlerin yerini uluslar üstü örgütlerin alıp almadığının tartışması yapılmıştır. Devletlerin uluslar arası arenada bulunduğu statü gerçekçi görüşün karakteristik özellikleri ile anlatılmıştır. Devletler arası ilişkilerin ekonomik olmaktan çok daha öte bir anlam taşıdığının vurgulandığı bölümde iç politika ve dış politika arasında ayrım olmadığı bu nedenle de devletler arası ilişkilerin de iç politika kadar önemli olduğunun altı çizilmiştir. Modern devletin egemenliğinin baştan beri devletler arasında karşılıklı izlenen bir diziye bağlı olduğunun altı çizilirken uluslar arası ilişkilerin ulus devletin üzerinde var olduğu zemin olduğu vurgulanmıştır. Devletler arasındaki ilişkilerin ilk olarak savaş temelinde oluştuğu yönündeki çeşitli görüşlere yer veren yazar, bunun nedeninin “ güven” duygusundan kaynaklandığını belirtmiştir. Bu önerme, sıcak savaşın yanı sıra soğuk savaş için de geçerlidir. Devletler arası ilişkilerde devletin yeri konusunda idealistler ile gerçekçilerin görüşlerine yer verilmiştir. Gerçekçi görüşe göre devletler dünya olaylarında başlıca aktörlerdir. Devletler uluslararası ilişkilerde üniter aktörler olarak davranırlar ve devletler rasyonel davranır. Bölümde görülen en önemli özellik, gerçekçi görüşün de temel saiklerinden olan, devletlerin ortak çıkarlar karşısında bile çatışma ve rekabet içinde olduğu ve çoğu kez işbirliği yapmadığı yönündeki görüştür. Bu görüş “mahkumun ikilemi” simülasyonu ile ilişkilendirilmiştir. Dikkat çeken bir diğer nokta; devletler arası ilişkilere uluslar arası örgütlerin marjinal etki yaptığı gerçeğinin dile getirilmesidir. Globalleşmenin ulus devletlerin iktidarını azaltarak denge kurmaktır şeklindeki vurgu önemli görülmüştür. Gerçekten de küreselleşme ulus devletlerin bağımsızlıklarını onların ellerinden alarak uluslar arası güçlerin ulus devlet içerisindeki güçlerini arttırmalarına neden olmaktadır. Bu, özellikle ekonomik anlamda ulus devletlerin güçsüzleştirilmesi neticesinde ortaya çıkan “sermaye faşizmi” ve “emek köleliği” ne yol açmaktadır. Devletin geleceğinin ve geleceğin devletlerinin karakteristik özelliklerinin anlatıldığı 7 nci bölümde devlet faaliyetinin yeniden sınanması, devletin işlevlerindeki gelişimler ve devletlerin yerini öteki sosyal güçlerin alması konuları tartışılmıştır. Globalleşen dünyada devletlerin niteliklerinde meydana gelen değişimlerin devletlerin işlevlerinin yeniden sorgulandığının ve devletin yeniden keşfedildiğinin belertildiği bölümde, esasında devletin yerine geçen hiçbir kurumun olamayacağı, devlet, piyasa, topluluk ve ailenin sosyal refahın sunumunda daima iç içe olduğu anlatılmıştır. Ulusaşırı güçlerin ve globalleşmiş piyasa ekonomisinin iç ve dış politikada devletlerin serbestiyetini kesin biçimde sınırlandırdığı ve çağdaş devletlerin sürekli değişim sürecine maruz kaldığına işaret edilmiştir. Bu değişim, devlet faaliyetinin yeniden sınanması, devletin işlevlerindeki değişimler ve devletlerin yerini öteki sosyal güçlerin alması çerçevelerinde değerlendirilmiştir. GENEL DEĞERLENDİRME Modern Devletin tarihsel süreci ve genel karakteristik özelliklerinin anlatıldığı bu eserde ortaya çıkan saptamalar şöyledir: 1- Devlet, topluma dışarıdan dayatılmış bir güç değildir; Hegel’in ileri sürdüğü gibi, “ahlak fikrinin gerçekliği”, “aklın imgesi ve gerçekliği de” değildir. Devlet, daha çok, toplumun, gelişmesinin belirli bir aşamasındaki bir ürünüdür; bu, toplumun,önlemekte yetersiz bulunduğu uzlaşmaz karşıtlar biçiminde bölündüğünden, kendi kendisiyle çözülmez bir çelişki içine girdiğinin itirafıdır. Ama, karşıtların, karşıt iktisadi çıkarlara sahip sınıfların, kendilerini ve toplumu, kısır bir savaşın içinde eritip bitirmemeleri için, görünüşte toplumun üstünde yer alan çatışmayı hafifletmesi, “düzen” sınırları içinde tutması gereken bir güç gereksinmesi kendini kabul ettirir; işte toplumdan doğan, ama onun üstünde yer alan ve gitgide ona yabancılaşan bu güç devlettir. 2- Devlet ile toplum birbirinden farklılaşmış iki alan değildir. Bunlar iç içedir ve bunlar arasında güç ve kaynak akışının kurulması her zaman düz çizgi izlemeyecektir. 3- Devlet, toplumsal ve tarihsel gelişmenin belli bir aşamasında ortaya çıkmıştır. Bunun kökeninde bulunan ve toplumun vazgeçemeyeceği ortak ihtiyaçlar ise toplumsal üretimin ve işbölümünün gelişmesiyle ilgilidir. 4- Toplumsal üretimin ve işbölümünün gelişmesi ve buna bağlı olarak toplumsal yapının sınıflara bölünmesi, devleti de sürekli olarak sınıfsal bir içerikte yeniden biçimlendirmektedir. Sınıflı toplumların ortaya çıkması sınıflar arasındaki çıkar, iktidar ve güç mücadelelerini de gerektirdiğinden devlet burada bağımsız ve sınıflar üstü bir karakter taşıyamaz. 5- Devlet, sınıflı toplumlarda sürekli olarak toplumsal egemenliği elinde bulunduran sınıfın kendi karşıtına dönük olarak uyguladığı politik zorun etkin bir öznesi olmuştur. Devletin verili üretim ilişkilerinin korunması dışında bazı özel momentlerde üretim, tüketim, değişim ve bölüşüm ilişkilerinin (ekonomik ilişkilerin) geliştirilmesi, düzenlenmesi ve yeniden yapılandırılması gibi görevlerin altına dolaysız bir biçimde girdiği de görülmektedir. Bu durum özellikle kapitalist devletler için daha çok geçerlidir. 6- Ancak yukarıdaki değinmelerden, devlet örgütlenmesinin egemen sınıfın örgütlenmesinin içinde eriyip gittiği düşünülmemelidir. Egemen sınıfın örgütlenmeleri ile devlet örgütlenmesi arasında çıkar, politika, kadrolaşma gibi ortak paydalar ve iç içe geçmeler olsa bile devlet aynı zamanda sistem içerisinde toplumun üzerinde ve göreli özerk yapıda bürokratik bir aygıttır. 7- Devlet tarafından ifa edilen ve “Kamu hizmeti” denen süreç yalnızca toplumsal yapının ekonomik ilişkileriyle dolaysız temas halinde olan bir politikalar silsilesi değildir. Devlet, Engels’in belirttiği üzere sınıf çelişkilerini frenlemek üzere var olan bir üstyapı kurumudur. Sınıf çelişkilerini frenleme görevi devlete, toplumsal bir sınıf olarak burjuvazinin altından kalkamayacağı ciddi politik ve ideolojik görevler yüklemektedir. “Kamu hizmeti” de tüm toplumun yararına olan kimi asgari planlama ve uygulamaları hayata geçirmek zorundadır. (ulaşım, elektrik, sağlık,eğitim barınma, kimi sosyal hizmet politikaları vs...) Devletin bu alanlarda ki özerklik alanının genişliği, o dönemki sınıf mücadeleleri ve sınıf dengelerinin durumuyla yakından ilişkilidir.

Bi sitede modern devleti okuyan kişi kitaba yorum yapmış umarım işe yarar...

Batu Berk
Batu Berk kullanıcısının resmi
User offline. Last seen 3 years 24 hafta ago. Offline
Joined: 12/09/2008
Teşekkürler

Saol taksim de sınav bu kitaptan mı çıkacakmış sadece?

POWER
User offline. Last seen 43 hafta 6 gün ago. Offline
Joined: 31/03/2008
arkadaşlar 3.sınıf ders

arkadaşlar 3.sınıf ders seçimi yapmayanlara hangi derslerin verildiğini buraya yazabilirmisiniz

Batu Berk
Batu Berk kullanıcısının resmi
User offline. Last seen 3 years 24 hafta ago. Offline
Joined: 12/09/2008
devlet ekon. pazarlama, ekon.

devlet ekon. pazarlama, ekon. göstergeler

taksim
User offline. Last seen 2 years 27 hafta ago. Offline
Joined: 10/04/2009
hoca

hoca 4 tane sorcaksam 2si bu kitaptan dedi..

cihangirr
cihangirr kullanıcısının resmi
User offline. Last seen 3 years 19 hafta ago. Offline
Joined: 10/02/2008
açıklanmayan sınavlar

envanter bilanço
ekonomik göstergeler
devlet ve ekonomi
iktisat politikası
küresel politik ekonomi

arkadaşlar , yukarıdaki derslerin bütleri belli oldu mu , bilgisi olan var mı ?