Biz mi amerikaya benziyoruz onlar mı bize ?

Süleyman Demirel ile başlayıp bir kesim (başörtüsüyle okumak isteyen kızları) insanları “S.Arabistan`a gönderme” modası ardından da aynı çizgiye sahip insanları “İran`a göndermeler” bunun karşılığında onlarda bu fikre sahip insanları “Moskova`ya gitsin” daha sonra Başbakanın bekir coşkunu başka ülkeye gitmesini söylemesi, ve son olarak da Malezya hedesi ortaya çıktı malumunuz ..

İnternette gezerken şöyle bir haber gözüme ilişti ve ardından şu resimle karşılaştım ve Amerika ile ne çok benzer yanımız olduğunu fark ettim…ya da kim bilir bu insanın fıtratında vardır..başka hürriyetleri def etme güdüsü… acaba öyle mi..?

...

__________________________

Fatih KANSOY

DuVAr kullanıcısının resmi
Ben de gazete kupürlerini

Ben de gazete kupürlerini tarayıp tarayıp koyacağım siteye. Hatta sadece ingilizce olmayacaklar ne kadar dil varsa koyacağım. Öyle yerel gazeteler falan da olacak. Herkes kendi "akıl ölçüleri" içerisinde değerlendirdiği haberlerle burada horon teper olacağız. "Akıl ölçüleri" derken o haberi yapanları kastediyorum. :)

anlamlı!!!!

demek ki neymiiiş....... marx yine haklıymış. din ''bütün'' toplumların afyonuymuş. uyuttuğu gibi aynı zamanda kollektif histeriye ve şiddete yönlendirebilen bir afyonmuş kendisi.yönlendirilebilenler utansın.

aslanyürek kullanıcısının resmi
..

dünyada azınlık olan burjuvazinin neden hep işçilere karşı üstün oldugunun da bir göstergesi bu..
en devrimci sınıf işçiler değil burjuvazidir.. zira girişimci temelli bir sistemde yaşıyoruz..
uyutulanlar hak aramayı da unutur hale gelir..... mesela barınma ve istihdam bence birer haktır.. ama bu sistemde doğal! işsizlik oranı diye birsey vardır ve özel-serbest mülkiyet olmasına ragmen mülkiyet genelde burjuvazi içindir.. ya da yıllarca tasarruf yapıp 1 ev alabilen işçiler için!
işçiler kafalarını sadece "inanma"ya taktıgı ve bunu odak yaptıgı sürece burjuva sınıfı işçileri sömürmeye devam eder..
bu mantıkla grev yapmak günah, mitingler ise anarşizm olur..

__________________________

Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler; oysa asıl önemli olan dünyayı değiştirmektir.
Brüksel 1845.