Ekonominin önündeki en büyük engel : Kayıtdışılık...

Günümüzde Türkiye’nin en büyük sorunlarindan birinin ekonomi oldugunu biliyoruz. Önümüze her ne kadar pembe bir tablo sunulsa da ben bu tablonun göstergelerine inanamiyorum ve Türkiye’nin iç dinamik sorunlarini halledemeden ekonomik kalkinmayi saglayamayacagina inaniyorum.Hepimizin her gün sürekli olarak çözümler aradigimiz, buldugumuza inandigimizda “ah ben basta olacaktim ki..” sözünü agzimizdan otomatikman çikardigimiz soruna, ne olacak bu ekonominin hali sorununa kendime göre çözümlerimi aktaracagim.

Öncelikle en büyük sorunlarimizdan biri kayitdisi ekonomidir.
2005 yilinda ise bu oranin %50 civarinda oldugu tahmin ediliyor.Yeterli önlem alinmazsa bu oran gün geçtikçe büyüyecek. Kayitdisi ekonominin büyümesinin birçok sebebi var. Bunlarin basini vergi oranlari çekiyor. Sürekli artan vergi oranlari,bütçe açiklarini kapatmak için çikarilan yeni vergiler ve vergilerin dolaysiz yoldan degil de daha çok dolayli yoldan alinmasi kayitdisini tetikleyen en büyük sebeplerdendir.

Simdi buraya baktigimizda 80 lerden itibaren dolayli alinan verginin sürekli arttigini ve bu artisla orantili olarak kayitdisi ekonominin de arttigini söylememiz çok zor olmaz sanirim.

AB ülkelerinde ise:
Alinan dolayli verginin orani %35
Alinan dolaysiz verginin orani %65

Örnegin yüksek gelire sahip olan biri de düsük gelire sahip olan biri de ayni et için ayni KDV yi ödüyor. Fakat dolaysiz vergi agirlikli sistemde gelir ne kadar yüksekse o kadar çok vergi aliniyor bu daha adil bir vergi sistemiymis gibi geliyor bana.Verginin herkesten ayni alinmasi adalet degildir. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alinmalidir. Fakat günümüzde ve su anda uygulanan vergi sisteminde az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi aliniyor. Hatta bu aralar gündemde olan vergi indirimlerinden bahsedecek olursak oranlardaki düsüs sadece çok kazanandan yapiliyor.Sistemde ne kadar çok kazanirsaniz, o kadar az vergi ödüyorsunuz. Tüketici de üretici de sirtindaki vergi yükünden dolayi yanlis beyanlarda bulunuyorlar. Geçenlerde çikan bir haberde doktorlarin aylik gelirlerini 15 milyon-150 milyon arasinda degisik rakamlarda degisik rakamlarda beyan ettigi söyleniyordu.
Sonuç olarak kayitdisini bir araba gibi düsünürken, gitmesini saglayan benzini saglayan petrol istasyonlarindan birinin Türkiye’deki çarpik vergi sistemi oldugunu söyleyebiliriz.

Çözüm olarak baski gruplarinin hükümet üzerindeki baskisini kaldirmak ve vergi oranlarini AB ülkelerindeki seviyelere çekmek gerekir. Vergilerin bu kadar arttirilmasinin nedeninin bütçe açiklari oldugunu söylemistik. Bu bütçe açiklari tabii ki ülke ekonomisi için önemlidir. Bütçe açiklarini kapanmak için vergileri arttirmak yerine, çok uzun vadeli ve düsük faizli dis borçlanmaya gidilip,paranin maliyetini çikaracak biçimde harcamalar yapmak gerekmektedir.

Kayitdisi ekonomiyi tetikleyen baska bir faktör de enflasyondur.Sürekli artan issizlik,vasifsiz isgücü gerektiren üretimi saglayan isverenlere avantaj saglamistir. Bu vasifsiz kesmi kayitdisi çalistirarak vergi yükünden kurtulmayi amaçlamaktadirlar.

Çözüm olarak üretenden ve çalisandan alinan vergi oranlari düsürülmelidir. Fakat günümüzde asgari ücretle çalisanlarin sirtina vergi yükü binmektedir.Verginin düsmesi sadece yüksek gelir kesiminin çikarlari dogrultusundadir. Adaletli bir sisteme daha çok yaklasmak için yapilmasi gereken asgari ücretlilerden alinan verginin düsürülmesi ve daha yüksek gelirliden gelirinin fazlaligiyla orantili olarak vergi almaktir. Elbette ki yüksek gelirliden fahis vergiler almanin da pek adaletli olmadigi konusunda bana katilirsiniz.Maliye bakanligi bu vergi oranlarini kimsenin etkisi altinda kalmadan belirlemelidir.

Kayitdisi pastasindan en büyük dilimi yasadisi yollardan elde edilen gelir olusturmaktadir.Ülkemizin stratejik konumu ,yasadisi faaliyetlerin islemesi için çok önemlidir. Örnegin Afganistan’dan Avrupa’ya yapilan uyusturucu ticaretinin güzargahinda Türkiye önemli bir rol oynamaktadir. Ayni zamanda diger illegal madde geçislerinde ortadogu ile avrupa arasinda köprü vazifesi görmektedir.Ayni sekilde dogu illerimizde de kayitdisi ekonominin çok önemli bir bölümünü yasadisi faaliyetler olusturmaktadir.

Çözüm olarak bu illegaliteyi önlemek için yapilmasi gereken, sadece gümrük memurlarina yönelik sorusturmalarda ve baskinlarda bulunmak degildir. Kuskusuz ki polis teskilatina ve polis teskilatimizin yetmedigi yerlerde -özellikle dogu illerinin kontrolü için- jandarmaya büyük görevler düsmektedir. Bu iki teskilat kayitdisina daha fazla ilgi göstermeli, rüsvet önlenmelidir.Malesef burda da isin içine çikarlar girince isleyen mekanizmanin dislisine çomak sokmak çok zor olmaktadir.

Aslinda önerdigim çözümlere hiçbiriniz yabanci degilsiniz.Bunlardan biri çogunlukla aklinizdan geçmistir.Nitekim, kayitdisini engellemek için çesitli çalismalar yapilsa da bunlar yeterli olmamislardir. Bu çalismalarin yeterli olmamasinin nedeni malesef toplumumuza bir salgin hastalik gibi yayilmis olan bana dokunmayan yilan bin yasamasin düsüncesi ve yozlasmisligidir. Bu yozlasmisligimizdan kurtuldugumuzda ve bazi tabu düsüncelerimizi yiktigimizda ekonominin büyümesinin önünde en büyük engellerden biri olan kayitdisiligi da engellemis olacagiz.

Yakinda yeniden görüsmek üzere.

Serdar Özsoy // Iktisat 2 ( I.Ö )

__________________________

Will you wait for me there...where our autumn dawns? Will you welcome me into your arms once more?

...

yazın güzel olmuş ama bazı eksikler var düşüncelerinde gibi geldi. Örneğin doğrudan ve dolaylı vergi oranlarını Avrupanın seviyesine çekmemiz gerekli demişsin.

Şimdi biz zaten hep bundan kaybediyoruz.. Biz ne tam bir Avrupayız ne de tam bir Asya. Bu güne kadar bize giydirilmeye çalışılanlar ya küçük geldi yada büyük. O halde ne yapmalıyız kendi giysimizi kendimiz dikmeliyiz model örneklerini tabiki ister Asya motifleriyle süslersin ister Avrupa ama önemli olan üzerimize tam oturması ve yakışmasıdır. Bu yüzden önce ülkemizi tam anlamıyla tanıyıp bize şu daha iyi uyacak dememiz gerekiyor. İstikrarlı bir şekilde yolumuza devam edip sonuca ancak bu şekilde ulaşırız.

Benim de düşüncelerim seninle hemen hemen aynı yönde ama benden farklı olan yerlere de değinmek istedim. :)

globalization kullanıcısının resmi
++

nihayetinde herkes ülkesindeki insanların iyi yaşam sürmesini, işsiz kalmamasını ister.. ama gelin görün ki nüfus herkesin bu şekilde yaşaması için çok fazla ya da bize öyle lanse edilio.. Sonuc olarak insanları sigortasız calıştrmak fırsatcılık ama sigortasız işçi calıştrılmasına devletin göz yumması ve işsiz insanların hiç olmassa günü kurtaracak şekilde (nihayetinde hepsinin birer ailesi war) hayatını idame ettrmeye yetecek (her ne kadar yetmese de evine ekmek götürebilecek kadar) bi para arayışında olması da sigortasız işçi çalıştrmayı tetiklio.. toplumun bazı kesimlerinde iş bulmanın bi ayrıcalık olduu unutulmamalı ve olaya tek taraflı bakılmamalı diorum...

Tabiki sigortasız işçi çalıştrmayı desteklemiorum (bu bi emek hırsızlığıdır) ancak yurdum insanının da aclıktan kırılmasını istemiorum..

Inaction is a weapon of mass destruction..

__________________________

Inaction is a weapon of mass destruction..

acı ama gerçek;

Bunların dışında işin bir de global boyutu, fiyatlar genel düzeyi de var. 90'larda hızla gelişen tekstil sektörü ülke ekonomisi için büyük bir açmaz durumunda. Kdv iadesine ihracat yapan tekstilci dolu. Birim maliyetleri satış fiyatlarının üstünde olanlar var.
Ulusal ekonominin desteklenmesi, teknoloji transferlerine ağırlık verilmesi, ulusal ekonominin daha verimli, katma değeri yüksek ürünlere doğru yönlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda gerekli sübvansiyonların sağlanması, teşvikler,vergi indirimleri vb. olanakların Türk girişimcisine ve sanayicisine sağlanması gerektiğine inanıyorum. İlk önce bir şeyler üretilmeli ki ardından hakların, yükümlülüklerin doğabileceği bir ortam oluşsun. 'Al-sat'çı girişimcilerle bu iş olmuyor ne yazık ki.

revolver kullanıcısının resmi
Kayıtdışı, yıllarca

Kayıtdışı, yıllarca hükümetlerin beceriksizliğini en kolay yoldan hasıraltı edecek bir şekilde, toplumsal patlamanın emniyet sübabı görevini gördü. Bugün için kayıtdışı konusunda bizi sıkıştıran güç ise AB'dir.

Son günlerde artan kayıtdışı tartışmalarını, AB rüyasını satmak ve kayıtdışını önler gibi yapıp ikili oynayarak daha çok oy kazanma gayreti olarak görüyorum. İşsizlik sorunumuz devam ettiği sürece, atılan "kayıtdışını önleyeceğiz" nutukları şovdur.

__________________________

Deniz mahkemeye düşmüş, avukatı ben olaydım.

11 kullanıcısının resmi
~

tebrik ettiğim bir analiz bu.

ayrıca; mecburen kayda alınsın diye KDV dendi geri iade dendi.. ama hala acısını çekiyoruz. yüzde 18 ulan..

nasıl gelmişse öyle gidecektir demiyorum, ama yapılanlar, konuşulanlar değişiklik yaratmaktan uzak.