Can Yücel şiirleri..

guzel'e

dun gece senin kucucuk elinle yalniz yattik
yalniz senin kucucuk elinle yalnizlik
kandilli ilkokulu kadar kalabalik
zilleri caldiginda duslerinin
siniflarin kapilari ardina kadar acik
gokyuzunun, denizin, topragin, hayalle, emegin
hakli siniflari

belki de baskin korkusuyla vefasiz, akintiya atilan
kitaplar varya onlardan
ogrenmis marx'i, gumus baliklari
ve belki de onun icin o kadar,
o kadar aydinlik ortalik...

sen ki cicekleri toplamayan guzelim
cicekleri sulayan cocuk
ve ben ki buruk ve kavruk
bir ihtiyar adamim artik
oyle guzeldim ki senle, ciceklerden cok
ve anladim, anladim ki bir daha
dusunde bile goremez isler
duslerin gordugu isleri...

__________________________

hayatta ben en çok babamı sevdim

hayatta ben en çok babamı sevdim.
karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek...
nasıl koşarsa ardından bir devin,
o çapkın babamı ben öyle sevdim.

bilmezdi ki oturduğumuz semti,
geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!..
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
atlastan bakardım nereye gitti,
öyle öyle ezber ettim gurbeti.

sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar istanbul'a.
bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi, oğluyla!
tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

en son teştifine çıkana değin
koştururken ardından o uçmaktaki devin.
daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
açıldı nefesim, fikrim, canevim.
hayatta ben en çok babamı sevdim.

akdeniz yaraşıyor sana

akdeniz yaraşıyor sana
yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında

hiç dinmiyor motorların gürültüsü
köpekler havlıyor uzaktan
demin bir çocuk havladı
fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine
ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir
denizi tokmaklıyor balıkçılar
bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak
o sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

hayatta yattık dün gece
üstümüzde meltem
kekik kokuyor ellerim hala
senle yatmadım sanki
dağları dolaştım
ben senden öğrendim deniz yazmayı
elimden düşmüyor mavi kalem
bir tirandil çıkar gibi sefere
okula gidiyor öğretmenim
ben de ardından açılıyorum
bir poyraz çizip deftere
bir ada var sırf ebabil
dönüyor dönüyor başımda
senle yaşadığım günler
gümüş bir çevre oldu ömrüm
değince güneşine
neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını
gözlerim kamaşınca senden
ölüm belki sularından kaçırdığım
o loş suda yıkanmaktır
durdukça yosundan yeşil
kulaç attıkça mavi
ben düzde sanırdım yıkıntım
örenim alkolik asarım
mutun doruğundaymışım meğer
senle çıkınca anladım
eski yunan atları var hani
yeleleri bükümlü
gün inerken de öyle
ağaçtan izdüşümleriyle
yürüyor balan tepeleri
yürüyor bölük bölük can
toplu bir güzelliğe doğru
kadınım yaraşıyorsun sen
akdenize ..

musti_evrensel kullanıcısının resmi
Buluşmak Üzere Diyelim

Buluşmak Üzere

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

musti_evrensel kullanıcısının resmi
Martılar Ki Günlerdir

Martılar Ki

Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından

oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavg
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar

Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin

başka türlü bir şey benim istediğim

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

luthien taralom kullanıcısının resmi
ellerimde bir göztaşı..

ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum
ne bileyim, bir damlanin boyle deniz oldugunu
sastim, mavi bir fal gibi acilinca onumde
giritli bir olumum varmis, bir balikci fitil gibi
patlayacakmis avucunda otuz cubuklu gencligim
uc gunde mi desem, uc gokte,uc kulacta mi
ben ki, o camgobegi cicekler acan agac
kirilmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmis
ne zaman bogulsam boyle yosun kokuyordu isik
sabahci kahvelerde bir ciroz otuyordu
ve dalgalarimi gecen o deniz soforleri
boyle uyur duslere bindirmis gemiler
uyuklar gibi ustunde mermer masalarin
bir tahta parcasiydim, osmanli bir kazadan kalmis
yuzuyordum, islam kaptanin ahsap ayaginda
obur tahtalara obur insanlara dogru
cumhurdu murekkep baligi, simsiyah yuzuyordum
ne bileyim, bir korkunun boyle destan oldugunu
agardim, nisanlayinca gece, ve yavrulayan yalnizlik
ya da ilk insanin dogdugu, oldugu dagdi moby dick
nefes aldikca filbahriler kopuruyordu sulardan
canlar caliyor kulaklarimda, yunuslar yarisiyordu
alyuvarlar, dolkuslari ve ruzgar midyeleri
dedim, dunya gibi bulut yok dunya ustunde
ellerimde bir goztasi, gozlerim bos gidiyordum
ne bileyim, bir turkunun boyle veysel oldugunu
acildim, cikmaz bir sokak gibi, kapaninca denizde

luthien taralom kullanıcısının resmi
sevgi duvarı..

"sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi"

salihamdzich kullanıcısının resmi
herşey sende gizli Yerin

herşey sende gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

__________________________

bu şehir rakıyla yaşar bu şehir cigarayı çeker bu şehir adamını sever bu şehir kadınını döveerr iiissstttaaannnbbbuuulll elindeen öperr.

sevgili gençlik..

Öyle parçalandım ki ömrümde segiyle öfke arasında
Sevgimi öfke vurdu
Öfkemi sevgi kaçırdı
İçim parçalandı arada

Bir de bigün baktım gökyüzüne, bir bayram gecesi
Bir kestane fişeği açmış yedi rengimden
Yağıyorum çocukların üstüne

musti_evrensel kullanıcısının resmi
O kadar da önemli değildir

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp gitmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde “onca ayrılığın birinci dereceden failidir” denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı o sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım, yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse..

Evet sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!..

SAHİPLENMİYCEKSİN

Baglanmayacaksin bIr seye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yasayamam." demeyeceksIn.
Demeyeceksin iste.
Yasarsin cünkü. Öyle beylIk laflar etmeye gerek yok
Cok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kirilirsin
Ve zaten genellIkle o daha az sever senI, Senin o'nu sevdiginden.
Cok sevmezsen, cok acimazsin.
Cok sahiplenmeyince, cok aIt de olmazsin hem.
Calistigin binayi, masani, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayagini bile cok sahiplenmiyceksin.
Senin degillermis gibi davranacaksin. Hem hIcbIr seyIn olmazsa, kaybetmekten de korkmazsIn.
OnlarsIz da yasayabIlIrmIssIn gIbI davranacaksIn.
Cok esyan olmayacak mesela evInde. PaldIr küldür yürüyebIleceksIn.
Ille de bIr seylerI sahIpleneceksen, CatIlarIn gökyüzüyle bIrlestIgI yerlerI sahIpleneceksIn.
Gökyüzünü sahIpleneceksIn, GünesI, ayI, yIldIzlarI...
Mesela kuzey yIldIzI,senIn yIldIzIn olacak.
"O benIm." dIyeceksIn.
Mutlaka sana aIt olmasInI IstIyorsan bIr SeylerIn...
Mesela gökkusagI senIn olacak. Ille de bIr seye aIt olacaksan,renklere aIt olacaksIn.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete aIt olacaksIn.
Cok sahIplenmeden, Cok aIt olmadan yasayacaksIn.
Hem her an avuclarIndan kayIp gIdecekmIs gIbI, Hem de hep senIn kalacakmIs gIbI hayat.
IlIsIk yasayacaksIn. Ucundan tutarak...

Ya'u

Elektrikler söndü dün gece
Zorbela toplayıp satranç taşlarını
Mecburen yattık

Simsiyah kediler gibi dolaşıyor koğuşta
Uyuyan dostların nefesleri
Dolaşsınlar azıcık

Tam ben de eve doğru açılıyordum
Şıpırdatmadan hiç kürekleri
Yanmaz mı o tepemdeki yüz mumluk ışık

Bir kürek mahkumunu boğazda sandal sefasına
Haklılar bırakmazlar tabi ama...
Ya'u ne güzel şeymiş meğer karanlık!

Özledim Seni

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

Yaprak Dökümü

Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?

mandalina kullanıcısının resmi
aaa çok hoş

ben bunun ezgisini de art arda milyon kez dinlesem sıkılmam. Olağanüstü bas ve flüt sentezi çok hoş ya...sağol Can Yücel sağol Derya Köroğlu sağol pınar :)

rgoksel1 kullanıcısının resmi
EL TUTUŞA TUTUŞA

Ne kadar çok elimiz varmış meğer
İlkin, senin elinle tutuşan benimki
Sonra çocuklarınki
Gençlerinki
Tekel işçilerininki
Sonra, ellerin elleri...
Ne kadar çok elimiz oldu, baksana
Tutuşa tutuşa
Bir orman yangını gibi

rgoksel1 kullanıcısının resmi
BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

hüm kullanıcısının resmi
..........

BEŞİK DÜRTMESİ

Kuzu gibi olun diyorlar
Büyüyüp ortaya çıkınca
Koyun gibi gütmek için sizi...

HERZE

Bir yılan düştü vapurda yanıma
Sarıldım denize

DÜNYA HALİ

Çingene benleri ne dersiniz pembe olmalıydı değil mi?
Ama dünyada her şey olması gerektiği gibi olmuyor ki

GÖRSEL

Gözlerimi aldılar elimden geri vermiyorlar bana
Ne kayıp sizi dünya gözüyle görmemek bir daha

makropaşa kullanıcısının resmi
YAŞASIN CUMHURİYET

Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da

Televizyonda gösterdiler geçen gün.

Gelenek edinmiş köy halkı,

"ben kendimi bildim bileli bu böyledir"

Diyor muhtar:

29 ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...

Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi

Kirvesi tutmuş kolundan

Yatırdılar bir kamp yatağına,

Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi

Elinde bıçağıyla,

Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:

"yaşasın cumhuriyet" diye

Bunun üzerine de ekran karardı

Korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumuzun

Sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de

Düştüğü bir tarihsel yanılgı

Çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet

__________________________

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur.

M. Kemal ATATÜRK

mandalina kullanıcısının resmi
Metamosmoris

İlkin ELİFBA'ydı
Sonra ALFABE
Derken ABeCe
Şimdi abd.